Kimse Bilmiyorsa Avam Biliyordur
Sabahımı yıldızlı geceme Stalin'in orgu düşmüşcesine böldüm. Uyanır uyanmaz daha ilk andan itibaren ayaklarım hep yere basıyordu. Elim bir rüyaydı bu gördüğüm. Henüz erginlik çağına gelmemiş insanların hayallerinin tükendiği bir dünya. Bu ancak bir kabus olabilirdi.Yeniden imgelemeye çalışıyorum o buhulu enstantaneleri. Evet. Gördüklerim bir gerçek. O henüz rüştüne kavuşamamış insanların hayallerinin olmayışı bir gerçek. Hilkat garibelerinin dahi tahayyül sınırını aşar bu gerçek. Garip olmayan bir şey daha var. Yalnız onlar değil düş fakiri, birde iştirak içinde olan halk var. Avam yok. Yönetilenler var, yöneticiler yok. Öğrenciler var, öğretmenler yok. Biz varız, onlar yok.
Umutsuzlukta ve çaresizlikte bir izdiham var. Simultane bir geçekliğin tam ortasındayız. Nereye baksak bir ölüm. Hayaller, umutlar ve çareler. Herşey spontane midir? Yoksa buna sebep olan, bunun bedelini ödeyecek biri yahut birileri bulunur mu? Bir Temasa mıdır bu temasa içindekilere karşı. Bir azapta mıyız? Günahımız neydi? Eğer tüm sorunumuz günahlarımız olsaydı buna daha vardı? Yoksa mahşerde miyiz? Bir dakika durun! Varoluşumuz mu sorundur? Bu terelelliden çıkmadan çıldırıyorum. Yoksa nereden gelebilir ki bu herşeyin sona erdiğini söyleyen terennüm. Ucube. Yalnız bir ucubenin sözleridir bunlar. Kim var ardında! Kim sayıklayan her seferinde çaresiz olduğumuz yalanını ve kim idrak edebilir kötünün iyisi olduğuna!

Hiç yorum yok: